Ana sayfa/Sözlük/Klinik Bozukluklar
Klinik BozukluklarPsikoloji sözlüğü

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dikkati sürdürmede güçlük, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileriyle tanımlanan, gelişimsel kökenli bir nöropsikiyatrik durumdur. DEHB, kişinin yaşına ve gelişim düzeyine göre beklenenin ötesinde, günlük yaşamı ve işlevselliği etkileyen bir örüntü olarak ele alınır.

DEHB, çocukluk çağında başlayan ve çoğu zaman yetişkinlikte de süren bir durumdur. Nörobilimsel araştırmalar, dikkati, planlamayı ve dürtü kontrolünü yöneten yürütücü işlevlerle ilgili beyin ağlarında ve dopamin gibi nörotransmitter sistemlerinde farklılıklara işaret etmektedir. Kalıtsal etkenlerin de belirgin bir rol oynadığı bilinmektedir. DEHB, dikkatsizliğin baskın olduğu, hiperaktivite-dürtüselliğin baskın olduğu veya bileşik tiplerde görülebilir.

Günlük hayatta

DEHB olan biri, ilgi duymadığı görevlere odaklanmakta zorlanabilir, eşyalarını sık kaybedebilir, işleri son ana erteleyebilir, konuşurken sözünü tamamlamadan başka konuya atlayabilir ya da sırasını beklemekte güçlük çekebilir. İlginç biçimde, yoğun ilgi duyduğu bir konuda ise "hiperodaklanma" yaşayabilir. Bu tablo tembellik ya da ilgisizlik değil, dikkatin düzenlenmesindeki bir farklılıktır.

Yanlış anlamalar

DEHB sıklıkla "sadece çocukların hareketliliği" ya da "irade eksikliği" olarak yanlış anlaşılır. Oysa bu, iradeyle kolayca aşılabilen bir durum değildir; beynin yürütücü işlevlerindeki bir farklılıktan kaynaklanır. Özellikle kızlarda ve yetişkinlerde belirtiler daha az görünür olabildiği için tanı sıklıkla gecikir. Tanı, yalnızca kapsamlı bir klinik değerlendirmeyle konulmalıdır.

DEHB, uygun destekle iyi yönetilebilen bir durumdur. Davranışsal stratejiler, yapılandırılmış rutinler, terapi ve gerektiğinde ilaç tedavisi işlevselliği belirgin biçimde artırabilir. DEHB'yi bir eksiklik değil, farklı işleyen bir zihin olarak anlamak; hem öz-şefkati besler hem de kişinin güçlü yönlerini (yaratıcılık, enerji, farklı düşünme) fark etmesine yardımcı olur.

DEHB ile yaşayan birçok kişi, yıllarca "tembel" ya da "dağınık" gibi haksız etiketlerle anıldığı için düşük öz-değer geliştirir; oysa yaşadıkları güçlük iradeyle değil, beynin yürütücü işlevlerindeki farklılıkla ilgilidir. Bu farkı anlamak, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi köklü biçimde değiştirebilir. Doğru destekle, dışsal yapılar (hatırlatıcılar, rutinler, listeler), terapi ve gerektiğinde ilaç, günlük işleyişi belirgin biçimde kolaylaştırır. DEHB'yi bir eksiklik değil, farklı işleyen ve kendine özgü güçlü yönleri de olan bir zihin olarak görmek, hem öz-şefkati hem de potansiyeli açığa çıkarır.

Bilimsel kaynak

DEHB'nin tanımı, DSM gibi tanı sistemleri ile gelişimsel nörobilim ve psikiyatri araştırma geleneğine dayanır.

Önemli

Bu tanım bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi/psikolojik tanı yerine geçmez. Tüm sözlüğe dön ↗