Erteleme (procrastination), bir işi yapmanın olumsuz sonuçlar doğuracağını bile bile, o işi gönüllü olarak ve sık sık geciktirmektir. Erteleme yalnızca zaman yönetimi ya da tembellik meselesi değildir; büyük ölçüde duygu düzenlemeyle ilgili bir davranıştır. Kişi, görevin uyandırdığı sıkıntı, kaygı ya da can sıkıntısından kaçmak için o an rahatlatıcı olan başka bir şeye yönelir.
Bilimsel temeli
Çağdaş araştırmalar, ertelemeyi “kısa vadeli ruh hâlini onarma” eğilimiyle açıklar: beyin, gelecekteki daha büyük ödül yerine anlık rahatlamayı tercih eder. Bu, geleceğin ödüllerini bugünkünden daha değersiz gören zamansal indirim eğilimiyle ilişkilidir. Psikolog Piers Steel’in geliştirdiği modele göre erteleme; göreve duyulan güvensizlik, düşük değer algısı, dürtüsellik ve gecikmenin uzunluğu gibi etmenlerin bir bileşimidir. Mükemmeliyetçilik ve başarısızlık korkusu da ertelemeyi besleyen güçlü kaynaklardır.
Erteleme kısa vadede rahatlatsa da genellikle suçluluk, öz-eleştiri ve artan stres yaratır; bu da bir sonraki sefer görevi daha da itici hâle getirir. Böylece kendini besleyen bir döngü kurulur.
Günlük hayatta
Sınav haftası odayı temizlemeye başlayan öğrenci, önemli bir e-postayı günlerce açmayan çalışan ya da doktor randevusunu sürekli erteleyen biri bu örüntüyü yaşar. Ortak nokta, işin kendisinden çok o işin uyandırdığı duygudan kaçmaktır.
Ertelemenin bir başka önemli boyutu, kişinin gelecekteki hâlini adeta bir yabancı gibi görmesidir. Beynimiz “şimdiki ben” ile “gelecekteki ben” arasında zayıf bir bağ kurduğunda, işi gelecekteki bize devretmek kolaylaşır; oysa o yük yine bize kalır. Bu yüzden geleceği somutlaştırmak, örneğin işi bitirdiğinizde nasıl hissedeceğinizi canlandırmak, ertelemeyi azaltabilir. Ayrıca ortamı düzenlemek, bildirimleri kapatmak ve ilk adımı gülünç derecede küçük tutmak, harekete geçmenin önündeki duygusal engeli düşürür.
Ertelemeyi bir ahlaki zayıflık ya da tembellik olarak görmek, çoğu zaman suçluluğu artırır ve döngüyü daha da besler; bu yüzden kendine anlayışla yaklaşmak, işi yapılabilir kılmanın ilk koşuludur. Ertelemeyle baş etmenin yolu iradeyi zorlamaktan çok, görevin uyandırdığı duyguyu anlamak ve işi küçük, somut ve başlaması kolay adımlara bölmektir. Kendinize öz-şefkatle yaklaşmak, ilginç biçimde ertelemeyi azaltır; çünkü öz-eleştiri döngüyü büyütür. Ertelemeyi bir karakter kusuru değil, çözülebilir bir duygu düzenleme sorunu olarak görmek, hem üretkenliği hem de kendinizle ilişkinizi iyileştirir.
Erteleme, Piers Steel’in bütünleştirici modeli ve Tim Pychyl gibi araştırmacıların “duygu düzenleme” yaklaşımıyla açıklanır; klasik bir tek kurucusu yoktur.