Grup düşüncesi, uyum ve birlik ihtiyacının bir grubun eleştirel düşünme ve gerçekçi değerlendirme yeteneğini bastırdığı karar verme biçimidir. İngilizcesi “groupthink” olan bu kavram, üyelerin uyumu korumak uğruna kendi kuşkularını dile getirmekten kaçındığı, sonucunda kötü ve bazen felaketle biten kararların alınabildiği bir grup dinamiğini anlatır.
Grup düşüncesi genellikle uyumlu, kapalı ve baskı altındaki gruplarda ortaya çıkar. Üyeler, grubun uyumunu bozmamak için farklı görüşlerini saklar; muhalefet zayıflar ve grup, kendi kararlarının doğruluğuna dair yanılsamalı bir güven geliştirir. Karşıt sesler susturulduğu için grup, alternatifleri ve riskleri yeterince değerlendiremez.
Bilimsel temeli
Kavramı geliştiren araştırmacı, grup düşüncesinin belirtileri arasında yanılmazlık yanılsamasını, karşıt bilgiyi görmezden gelmeyi, dış gruplara yönelik kalıp yargıları ve “fikir birliği varmış” izlenimini korumaya yönelik öz-sansürü saymıştır. Tarihte bazı hatalı siyasi ve askeri kararların bu dinamikle açıklanabileceği öne sürülmüştür. Grup düşüncesi, uymanın ve otorite baskısının bir araya geldiği güçlü bir olgudur.
Günlük hayatta
Bir toplantıda kimsenin patronun kötü fikrine itiraz etmemesi, bir ekibin aksi tüm işaretlere rağmen bir projeye körü körüne devam etmesi ya da arkadaş grubunda herkesin aynı görüşte olduğu varsayımıyla farklı düşüncelerin dile getirilmemesi grup düşüncesinin örnekleridir.
Nasıl önlenir?
Grup düşüncesini önlemenin yolları, sağlıklı karar süreçlerinin de reçetesidir. Liderin baştan kendi görüşünü dayatmaktan kaçınması, farklı fikirlerin açıkça teşvik edilmesi, birinin bilinçli olarak “karşıt görüşü” savunmakla görevlendirilmesi ve gerektiğinde dışarıdan bağımsız görüş alınması bu tuzağı kırabilir. Anonim geri bildirim ve kararların gözden geçirilmesi için ayrı bir toplantı yapmak da yardımcı olur. Amaç, uyumu değil doğruluğu önceliklendirmektir. Grup düşüncesini tanımak, bir toplulukta “herkes hemfikir” gibi görünen anların aslında en dikkatli olunması gereken anlar olabileceğini gösterir; gerçek uyum, susturulmuş değil dile getirilmiş kuşkulardan doğar.
Grup düşüncesini tanımak, sağlıklı kararların açık tartışmaya, farklı görüşlere ve “şeytanın avukatlığını” yapabilecek seslere ihtiyaç duyduğunu gösterir. Kendi kuşkularınızı dile getirme cesareti ve muhalefete alan açmak, hem daha iyi kararlar hem de daha dürüst ilişkiler için değerlidir. Kendi kuşkularınızı dile getirme cesareti, çoğu zaman hem daha iyi kararların hem de daha dürüst bir topluluğun kapısını aralar.
Grup düşüncesi kavramı, 1970’lerde Irving Janis tarafından geliştirilmiş ve tarihsel karar vakalarının analiziyle temellendirilmiştir. Sosyal psikolojinin yerleşik kavramlarından biridir.