Depresyon, sürekli bir çökkün ruh hâli, ilgi ve zevk kaybı, enerji düşüklüğü ve olumsuz düşüncelerle seyreden; düşünceyi, duyguları, bedeni ve davranışı etkileyen yaygın bir ruhsal bozukluktur. Geçici bir üzüntüden farklı olarak haftalarca sürer ve kişinin işlevselliğini belirgin biçimde bozar.
Depresyon yalnızca “mutsuzluk” değildir. Çoğu zaman umutsuzluk, değersizlik hissi, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri, bedensel yorgunluk ve eskiden keyif veren şeylerden zevk alamama (anhedoni) bir arada bulunur. Bazı kişilerde üzüntüden çok bir boşluk, uyuşukluk ya da sinirlilik ön plandadır.
Bilimsel temeli
Depresyon tek bir nedene indirgenemez. Genetik yatkınlık, stresli yaşam olayları, kayıplar, kronik hastalıklar ve düşünce örüntüleri birlikte rol oynar. Aaron Beck'in bilişsel modeli, depresyonun merkezinde kişinin kendisine, dünyaya ve geleceğe dair olumsuz bir düşünce üçlüsü bulunduğunu vurgular. Beynin duygudurum devrelerinde ve stres sistemlerinde değişiklikler görülür. Uzun süre popüler olan basit “serotonin dengesizliği” açıklaması bugün fazla indirgemeci bulunmakta; depresyon çok etkenli bir tablo olarak ele alınmaktadır.
Günlük hayatta
Depresyondaki biri sabah yataktan kalkmakta zorlanabilir, sevdiği işleri erteleyebilir, kendini yük gibi hissedebilir. Basit kararlar bile büyük bir çabaya dönüşebilir. Çevresi çoğu zaman bunu tembellik ya da isteksizlik sanır; oysa bu, iradeyle aşılamayan bir hastalık tablosudur.
Depresyonu geçici üzüntüden ayıran birkaç ölçüt vardır: belirtilerin süresi (genellikle en az iki hafta), yaygınlığı ve işlevselliği bozma düzeyi. Üzüntü belirli bir olaya bağlı ve geçiciyken, depresyon çoğu zaman nedeni tam belli olmayan, kalıcı ve hayatın her alanına yayılan bir çökkünlüktür. Depresyon tek biçimli de değildir; kimi kişide belirgin hüzün ön plandayken, kimi kişide sinirlilik, bedensel şikâyetler ya da duygusal uyuşukluk baskındır. Özellikle erkeklerde ve ergenlerde depresyon bazen öfke ve huzursuzluk olarak dışa vurabilir; bu da tanının gözden kaçmasına yol açabilir.
Depresyon tedavi edilebilir. Psikoterapi (özellikle bilişsel davranışçı terapi), gerektiğinde ilaç, sosyal destek ve düzenli yaşam ritmi çoğu kişide iyileşme sağlar. Depresyonu bir karakter zayıflığı değil, yardım alınabilecek bir sağlık durumu olarak görmek, iyileşmenin en önemli adımıdır.
Depresyonun bilişsel modeline Aaron T. Beck öncülük etmiş, öğrenilmiş çaresizlik boyutuna Martin Seligman katkı sunmuştur. Tanı ölçütleri DSM ve ICD'de yer alır; basit serotonin dengesizliği modeli bilimsel olarak tartışmalıdır.