Anhedoni, eskiden keyif veren etkinliklerden, ilişkilerden ya da deneyimlerden zevk alma kapasitesinin belirgin biçimde azalması ya da kaybolmasıdır. Depresyonun çekirdek belirtilerinden biridir ve kişinin hayattan aldığı tadın âdeta sönmesi olarak yaşanır.
Anhedoni yalnızca üzüntü değildir; çoğu zaman bir boşluk, tatsızlık ya da duygusal uyuşukluk biçiminde deneyimlenir. Kişi sevdiği müziği dinler ama bir şey hissetmez, arkadaşlarıyla buluşur ama içi ısınmaz, başarılarına sevinemez. Sanki dünya renksizleşmiştir.
Bilimsel temeli
Anhedoni, beynin ödül ve motivasyon sistemleriyle yakından ilişkilidir; bu sistemde dopamin önemli bir rol oynar. Araştırmacılar iki bileşen ayırt eder: bir şeyi istemek (motivasyon) ve o şeyden zevk almak (haz). Anhedonide bunlardan biri ya da her ikisi zayıflar. Depresyonun yanı sıra şizofreni, bağımlılık ve kronik stres gibi durumlarda da görülebilir.
Günlük hayatta
Anhedoni yaşayan biri, sabah kahvesinden tatil planına kadar her şeye karşı ilgisini yitirebilir. “Ne yapsam boş” hissi, kişiyi giderek etkinliklerden çeker; hareketsizlik ise ödül sistemini daha da zayıflatır ve bir kısır döngü doğar. Bu durum çoğu zaman tembellik ya da nankörlük sanılır, oysa iradeyle aşılan bir tercih değildir.
Anhedoni, motivasyonel ve tüketimsel olarak iki boyutta yaşanabilir: kişi bir şeyi başlatma isteğini yitirebilir (motivasyonel anhedoni) ya da o şeyi yaparken haz alamayabilir (tüketimsel anhedoni). Bu ikisi her zaman birlikte gitmez ve iyileşme sırasında biri diğerinden önce dönebilir. Anhedoni yalnızca depresyona özgü değildir; şizofreni, Parkinson hastalığı, kronik stres ve bağımlılık gibi durumlarda da görülür. Bir başka önemli nokta, anhedoninin çevre tarafından sıkça yanlış anlaşılmasıdır: kişi nankör ya da ilgisiz sanılabilir. Oysa haz kapasitesinin kaybı iradeyle ilgili değil, ödül sisteminin geçici bir işlev kaybıyla ilgilidir. Bu ayrımı bilmek, kişinin kendini “bozuk” görmek yerine iyileşebilir bir durumla karşı karşıya olduğunu anlamasını sağlar.
Anhedoninin iyileşmesi genellikle altta yatan durumun tedavisiyle birlikte gelir. Küçük ve ulaşılabilir keyifli etkinlikleri, hemen tat alınmasa bile davranış düzeyinde yeniden hayata katmak (davranışsal aktivasyon) ödül sistemini kademeli olarak canlandırır. Zevkin geri dönebilir bir kapasite olduğunu bilmek, umudu ayakta tutar.
Anhedoni kavramı 19. yüzyılda Théodule-Armand Ribot tarafından adlandırılmıştır; ödül sistemindeki “isteme” ve “hoşlanma” ayrımı Kent Berridge gibi nörobilimcilerin çalışmalarına dayanır.