Majör depresif bozukluk (MDB), en az iki hafta boyunca neredeyse her gün süren çökkün ruh hâli ya da ilgi-zevk kaybının, uyku, iştah, enerji, konsantrasyon ve öz-değer gibi alanlardaki belirtilerle birlikte işlevselliği bozduğu klinik bir depresyon tanısıdır. Depresyonun tanımlanmış, ölçütleri belirli biçimidir.
Tanı için belirtilerin belli bir sayıda, belli bir süre ve belli bir şiddette bulunması gerekir. MDB tek bir dönem hâlinde kalabileceği gibi, yaşam boyunca tekrarlayan ataklar biçiminde de seyredebilir. Şiddeti hafiften ağıra kadar değişir.
Bilimsel temeli
Majör depresif bozukluk, biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin etkileşimiyle ortaya çıkar. Genetik yatkınlık, stres yanıt sistemlerindeki değişiklikler, olumsuz bilişsel örüntüler ve zorlayıcı yaşam olayları bir araya gelir. Beck'in bilişsel kuramı olumsuz otomatik düşüncelerin rolünü, Seligman'ın öğrenilmiş çaresizlik yaklaşımı ise kontrol edilemezlik algısının önemini vurgular. Beynin duygudurum ve ödül devrelerinde işlevsel değişiklikler gösterilmiştir.
Günlük hayatta
MDB yaşayan biri işe gitmekte, kişisel bakımını sürdürmekte ve ilişkilerini yürütmekte zorlanabilir. En sevdiği aktiviteler bile tatsız gelir; suçluluk, değersizlik ve bazen intihar düşünceleri eşlik edebilir. Bu düşünceler ciddiye alınmalı ve profesyonel destek aranmalıdır.
Majör depresif bozukluğun tanısı için dokuz çekirdek belirtiden (çökkün ruh hâli, ilgi-zevk kaybı, uyku ve iştah değişiklikleri, enerji düşüklüğü, değersizlik, konsantrasyon güçlüğü, psikomotor değişiklikler ve ölüm düşünceleri) belirli bir sayısının, en az iki hafta süreyle bir arada bulunması gerekir. Bu ölçütlü yaklaşım, geçici keyifsizlik ile klinik bir tabloyu ayırt etmeye yarar. Bozukluk hafif, orta ya da ağır düzeyde olabilir ve seyri kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde tek bir dönem yaşanırken, bazılarında yıllar içinde tekrarlayan ataklar görülür; bu yüzden erken tanı ve düzenli takip önemlidir. Ölçütlerin varlığı, kişinin yaşadığının geçici bir keyifsizlik mi yoksa desteğe ihtiyaç duyan bir tablo mu olduğunu anlamasına da yardımcı olur.
Majör depresif bozukluk, kanıta dayalı yöntemlerle tedavi edilebilen bir hastalıktır. Psikoterapi ve gerektiğinde antidepresan tedavisi, düzenli uyku, hareket ve sosyal bağ birlikte iyileşmeyi destekler. Kişinin belirtilerini bir zayıflık olarak değil, tedaviyi hak eden bir durum olarak tanıması, umuda giden ilk adımdır.
Majör depresif bozukluk DSM ve ICD'de tanımlı bir tanıdır. Bilişsel modeline Aaron Beck, çaresizlik boyutuna Martin Seligman katkı sunmuştur.