Melankoli, derin bir hüzün, dünyadan çekilme ve haz alma yetisinin belirgin biçimde kaybolmasıyla karakterize, ağır ve içe kapanık bir çökkünlük hâlidir. Hem tarihsel bir kavram hem de günümüzde depresyonun özel bir biçimini tanımlayan klinik bir terim olarak kullanılır.
Gündelik dilde melankoli, tatlı bir hüzün ya da düşünceli bir kasvet anlamında kullanılabilir. Klinik anlamda ise çok daha ağırdır: kişi neredeyse hiçbir şeyden zevk alamaz, olumlu olaylara bile tepki veremez, sabahları belirgin biçimde daha kötü hisseder ve derin bir suçluluk taşıyabilir.
Bilimsel temeli
Melankoli kavramının kökeni Antik Yunan'daki dört sıvı (humoral) kuramına, “kara safra” fikrine dayanır; bu tarihsel açıklama bugün geçerli değildir. Modern psikiyatride melankolik özellikler, depresyonun belirgin biyolojik belirtilerle (erken uyanma, sabah kötüleşmesi, iştah ve kilo kaybı, psikomotor değişiklikler, tam anhedoni) giden ağır bir alt tipini tanımlar. Bu biçim, çevresel olaylara tepkisizliğiyle ayırt edilir.
Günlük hayatta
Melankolik depresyon yaşayan biri, sevdiği bir haber aldığında bile içinin kıpırdamadığını fark edebilir; sabahın erken saatlerinde uyanıp yeniden uyuyamaz, kendini ağır ve boş hisseder. Bu tablo genellikle iradeyle aşılamaz ve profesyonel destek gerektirir.
Melankoli kavramı, tarih boyunca hem bir mizaç türü hem de ağır bir hastalık olarak anlaşılmıştır; bu ikili anlam bugün de kafa karışıklığı yaratır. Gündelik dilde melankolik olmak düşünceli, hüzünlü bir duyarlılığı çağrıştırırken, klinik melankoli çok daha ağır bir tabloyu tanımlar. Klinik melankolinin en ayırt edici özelliği, olumlu olaylara karşı tepkisizliktir: iyi bir haber ya da sevilen biriyle vakit geçirmek bile geçici bir rahatlama sağlamaz. Sabahın erken saatlerinde belirgin kötüleşme ve derin, çoğu zaman gerçekçi olmayan suçluluk da tipiktir. Bu ağır tablo iradeyle aşılamaz ve profesyonel değerlendirme gerektirir. Melankoliyi romantik bir mizaç özelliğiyle karıştırmamak, gerektiğinde zamanında yardım almanın önünü açar.
Melankoli ağır bir tablo olsa da tedavi edilebilir. Bu biçimdeki depresyon, uygun tedaviyle belirgin biçimde düzelebilir. Melankoliyi romantik bir mizaç özelliği olarak değil, gerektiğinde yardım alınabilecek bir sağlık durumu olarak tanımak, iyileşmenin önünü açar.
Melankoli kavramının tarihsel kökeni Hipokrat'a atfedilen humoral kurama dayanır; modern kullanımı DSM'deki depresyonun melankolik özellikler belirleyicisiyle tanımlanır.