Panik atak, dakikalar içinde zirveye ulaşan, yoğun korku ya da huzursuzlukla birlikte çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme ve kontrolü kaybetme hissi gibi belirtilerin aniden ortaya çıktığı kısa süreli bir kaygı dalgasıdır. Genellikle 10 dakika içinde en şiddetli noktasına ulaşır ve çoğunlukla yarım saat içinde geçer.
Panik atak sırasında beden gerçek bir tehlike varmışçasına tepki verir; oysa ortada somut bir tehdit yoktur. Kişi çoğu zaman kalp krizi geçirdiğini, boğulacağını ya da çıldıracağını düşünür. Bu düşüncelerin kendisi bedensel belirtileri artırır ve bir kısır döngü oluşur.
Nasıl ortaya çıkar?
Panik atağın çekirdeğinde vücudun savaş ya da kaç tepkisinin yanlış zamanda devreye girmesi vardır. Otonom sinir sisteminin sempatik kolu aniden etkinleşir; adrenalin salınır, kalp hızlanır, kaslara kan pompalanır. David Clark'ın panik modeli, bu bedensel duyumların felaket biçiminde yorumlanmasının (örneğin çarpıntıyı kalp krizi sanmanın) atağı beslediğini gösterir. Yani panik atak, tehlikeli olmayan bedensel sinyallerin yanlış okunmasıyla büyür.
Günlük hayatta
Bir panik atak markette sırada beklerken, araba kullanırken, hatta uykudan uyandırarak gelebilir. Kişi bir daha yaşamamak için o ortamlardan kaçınmaya başlayabilir; bu da yaşam alanını daraltır. Tek bir panik atak yaşamak son derece yaygındır ve tek başına bir hastalık anlamına gelmez. Ataklar tekrarlayıp kişiyi sürekli endişe içinde bıraktığında panik bozukluğundan söz edilir.
Panik atağı sıradan kaygıdan ayıran şey, belirtilerin ani ve şiddetli yükselişidir. Kaygı çoğu zaman yavaş yavaş biriken bir gerginlikken, panik atak birkaç dakika içinde tavan yapan bir dalga gibidir. Bir diğer önemli nokta, panik atağın tek başına tehlikeli olmamasıdır: son derece rahatsız edici olsa da bedene kalıcı zarar vermez ve mutlaka geçer. Ataklar beklenmedik biçimde, hiçbir tetikleyici olmadan ortaya çıkabileceği gibi, belirli durumlara bağlı olarak da gelebilir. Panik atağın bu doğasını bilmek, kişinin belirtileri kalp krizi gibi tehlikelerle karıştırmasını ve ikincil bir korku dalgasına kapılmasını önler.
Panik atağın hayatı tehdit etmediğini bilmek başlı başına yatıştırıcıdır. Yavaş ve kontrollü nefes almak, belirtilerin geçici olduğunu kendine hatırlatmak ve bedensel duyumları felakete yormamayı öğrenmek atakların gücünü azaltır. Bu beceriler öğrenilebilir ve kişinin kendi bedenine yeniden güven duymasını sağlar.
Panik atağın bilişsel modeline David M. Clark'ın çalışmaları öncülük etmiştir; bedensel temeli ise Walter Cannon'ın tanımladığı savaş ya da kaç tepkisine dayanır. Tanı ölçütleri DSM ve ICD'de yer alır.