Ana sayfa/Sözlük/Klinik Bozukluklar
Klinik BozukluklarPsikoloji sözlüğü

Şizofreni

Şizofreni, düşünce, algı, duygu ve davranışta belirgin bozulmalarla seyreden, kişinin gerçeklikle ilişkisini etkileyen ciddi bir ruhsal hastalıktır. Sıklıkla yanlış bilinenin aksine “çift kişilik” ya da “bölünmüş kişilik” anlamına gelmez; temelinde gerçeği değerlendirme, düşünceleri örgütleme ve algıları doğru yorumlama süreçlerindeki bozulma yatar.

Şizofreni belirtileri genellikle iki grupta ele alınır. “Pozitif” belirtiler, olmayan bir şeyin eklenmesi anlamına gelir: gerçekte var olmayan sesleri duyma gibi varsanılar (halüsinasyonlar) ve gerçekle bağdaşmayan güçlü inançlar (hezeyanlar). “Negatif” belirtiler ise bir şeyin eksilmesidir: duygusal ifadenin azalması, isteksizlik, içe kapanma ve konuşmanın fakirleşmesi. Ayrıca dikkat, bellek ve planlama gibi bilişsel alanlarda da güçlükler görülebilir.

Bilimsel temeli

Günümüzde şizofreni, beynin gelişimini ve işleyişini etkileyen nörobiyolojik bir hastalık olarak kabul edilir. Genetik yatkınlık önemli bir rol oynar; ancak tek başına belirleyici değildir. Beyindeki dopamin başta olmak üzere nörotransmitter sistemlerindeki dengesizlikler, erken gelişimsel etkenler ve çevresel stres faktörleri bir araya gelerek tabloya katkıda bulunur. Bilim insanları bunu “yatkınlık-stres” modeliyle açıklar: Biyolojik bir yatkınlık, yaşam stresleriyle birleştiğinde hastalık ortaya çıkabilir.

Günlük hayatta

Hastalık genellikle geç ergenlik ya da genç erişkinlik döneminde başlar. Kişi zamanla içine kapanabilir, söyledikleri dağınık ve takip edilmesi güç hâle gelebilir, gerçekle örtüşmeyen korku ya da inançlar geliştirebilir. Bu deneyimler kişi için son derece gerçek ve çoğu zaman ürkütücüdür. Toplumda şizofreniye yönelik damgalama, kişilerin tehlikeli olduğu yönündeki yanlış inanışlarla beslenir; oysa bu kişiler çoğunlukla şiddetten çok kendileri incinmeye açıktır.

Ailelerin ve yakınların bilgili, sabırlı ve destekleyici bir tutum takınması, hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler. Kişiyi belirtileriyle değil, bir birey olarak görmek; tedaviye bağlılığı teşvik etmek ve toplumsal bağları canlı tutmak, iyileşme yolculuğunun en değerli dayanaklarındandır.

Şizofreni kronik seyredebilen bir hastalık olsa da, doğru ilaç tedavisi, psikososyal destek ve düzenli takip ile birçok kişi anlamlı, üretken bir yaşam sürebilir. Erken tanı ve destekleyici bir çevre gidişatı belirgin biçimde iyileştirir. Bu kavramı doğru anlamak, ön yargıları azaltmanın ve hastalıkla yaşayan bireylere ve ailelerine şefkatle yaklaşmanın ilk adımıdır.

Bilimsel kaynak

Terim 20. yüzyıl başında Eugen Bleuler tarafından ortaya atılmıştır; güncel anlayış nörobilim ve psikiyatri araştırmalarının ortak birikimine dayanır.

Önemli

Bu tanım bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi/psikolojik tanı yerine geçmez. Tüm sözlüğe dön ↗