Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), yaşamı ya da bütünlüğü tehdit eden bir travmatik olayın ardından gelişen; olayın istemsizce yeniden yaşanması, kaçınma, olumsuz düşünce ve duygudurum değişiklikleri ile aşırı uyarılmışlıkla seyreden bir ruhsal bozukluktur. Belirtiler olaydan sonra bir aydan uzun sürdüğünde ve işlevselliği bozduğunda bu tanı konur.
TSSB, savaş, kaza, doğal afet, saldırı, istismar ya da ani bir kayıp gibi ağır travmalardan sonra gelişebilir. Olayı doğrudan yaşamak, tanık olmak ya da çok yakın birinin başına geldiğini öğrenmek tetikleyici olabilir. Herkes travma sonrası TSSB geliştirmez; bu, bir zayıflık değil, sinir sisteminin travmaya verdiği bir yanıttır.
Bilimsel temeli
Travmada beynin tehdit sistemi (amigdala) aşırı duyarlı hâle gelirken, anıyı zamana ve bağlama yerleştiren hipokampüs ve düzenleyici prefrontal korteksin işlevi bozulur. Bu yüzden travmatik anı, geçmişte kalmış bir hatıra gibi değil, sanki şimdi yeniden oluyormuş gibi (flashback) yaşanır. Bessel van der Kolk gibi araştırmacılar, travmanın “bedende” kaydolduğunu ve sinir sistemini kalıcı biçimde etkilediğini vurgular.
Günlük hayatta
TSSB olan biri kâbuslar görebilir, olayı hatırlatan yer ve durumlardan kaçınabilir, sürekli tetikte (hipervijilan) olabilir, kolayca irkilir, uyuyamaz ve duygusal olarak uyuşabilir. Bir ses, bir koku ya da bir tarih, tüm bedeni saniyeler içinde tehdit moduna sokabilir.
TSSB'yi anlamada önemli bir nokta, herkesin travma sonrası bu bozukluğu geliştirmediğidir. Çoğu insan zorlu bir olayın ardından bir süre sarsıntı yaşar ama zamanla toparlanır; TSSB, bu doğal toparlanmanın gerçekleşmediği ve belirtilerin bir aydan uzun sürüp yerleştiği durumları tanımlar. Kimin TSSB geliştireceği; travmanın türü ve şiddeti, önceki travma öyküsü, sosyal destek ve biyolojik yatkınlık gibi birçok etkene bağlıdır. Bir diğer önemli gerçek, TSSB'nin bir karakter zayıflığı değil, sinir sisteminin olağanüstü bir tehdide verdiği anlaşılır bir yanıt olmasıdır. Bu çerçeve, kişinin kendini suçlamak yerine yardıma yönelmesini kolaylaştırır.
TSSB tedavi edilebilir bir bozukluktur. Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi, EMDR ve somatik yaklaşımlar sinir sisteminin travmayı işleyip geçmişe yerleştirmesine yardımcı olur. İyileşme, olanı unutmak değil, onun bugünü ele geçirmesini durdurabilmektir; bu da güvenlik ve öz-şefkat duygusunu geri kazandırır.
TSSB, DSM ve ICD'de tanımlı bir tanıdır; kavramın gelişimine Vietnam sonrası klinik araştırmalar, travmanın bedensel boyutuna Bessel van der Kolk, EMDR'ye Francine Shapiro katkı sunmuştur.