Duygusal emek, kişinin özellikle iş yaşamında, kurumun beklentileri doğrultusunda kendi duygularını düzenleme, bastırma ya da belirli duyguları sergileme çabasıdır. İçten hissetmediği bir gülümsemeyi sürdürmek ya da öfkesini gizleyip sakin görünmek gibi, duyguları bir iş gereği olarak yönetmek bu kavramın merkezindedir.
Bilimsel temeli
Kavramı sosyolog Arlie Hochschild, 1983 tarihli çalışmasında, özellikle uçuş görevlileri üzerinden inceleyerek ortaya attı. Hochschild iki temel biçim tanımladı: yüzeysel eylem (içte hissedilmeyen bir duyguyu dıştan sergilemek; örneğin sinirliyken gülümsemek) ve derinlemesine eylem (istenen duyguyu gerçekten hissetmeye çalışmak). Araştırmalar, özellikle yüzeysel eylemin sürekli yapılmasının, iç deneyim ile dış ifade arasındaki uyumsuzluk nedeniyle tükenmişlik, stres ve duygusal yorgunlukla ilişkili olabileceğini göstermiştir.
Duygusal emek özellikle hizmet sektöründe, sağlık ve bakım mesleklerinde, öğretmenlik ve müşteri ilişkilerinde yoğundur. Bu emeğin çoğu zaman görünmez olması ve takdir edilmemesi, yükünü ağırlaştırır. Ayrıca duygusal emek yalnızca işte değil, aile ve ilişkiler içinde de (örneğin herkesin ruh hâlini yönetmeye çalışan kişi) görülebilir.
Günlük hayatta
Zor bir müşteriye güler yüz göstermek zorunda kalan bir çalışan, kendi derdi varken hastalarına sakin ve şefkatli davranmayı sürdüren bir hemşire ya da evde herkesin duygusal dengesini koruma sorumluluğunu üstlenen bir kişi duygusal emek harcar. Bu emek gerçektir ve yorucudur.
Duygusal emeğin kendi başına olumsuz olmadığını belirtmek gerekir; başkalarına şefkatle ve profesyonellikle yaklaşmak anlamlı ve değerli bir çabadır. Sorun, bu emeğin sürekli, karşılıksız ve gerçek duygularla derin bir çelişki içinde harcandığında ortaya çıkar. Özellikle içte hissedilmeyen duyguları sürekli sergilemek (yüzeysel eylem), zamanla yorgunluğu ağırlaştırır. Bu yükü hafifletmek için işverenlerin destekleyici koşullar sunması kadar, kişinin de gerçek duygularına alan açması, mola vermesi ve gerektiğinde destek istemesi önem taşır.
Duygusal emeğin çoğu zaman görünmez ve takdir edilmeyen bir çaba olması, yükünü daha da ağırlaştırır; bir müşteriye ya da hastaya sürekli sıcak ve sakin görünmek, dıştan kolay görünse de içeride ciddi bir enerji tüketir. Bu emeği isimlendirmek, onu görünür kılmanın ve hak ettiği değeri tanımanın ilk adımıdır. Duygusal emeği tanımak, bu görünmez yükü fark etmenize ve kendinize sınır koymanıza yardımcı olur. Duygularınızı sürekli maskeleme baskısının tükenmişliğe yol açabileceğini bilmek; dinlenmeye, gerçek duygularınıza alan açmaya ve destek istemeye değer verdiğinizi hatırlatır.
Kavramı sosyolog Arlie Hochschild 1983’teki çalışmasıyla ortaya attı.