Empati, bir başkasının duygularını, düşüncelerini ve deneyimini onun perspektifinden anlayabilme ve bu deneyime duygusal olarak eşlik edebilme kapasitesidir. Empati, insan ilişkilerinin, ahlakın ve iş birliğinin temelinde yer alan, hem doğuştan gelen hem de geliştirilebilen bir beceridir.
Bilimsel temeli
Çağdaş araştırmalar empatiyi genellikle iki bileşene ayırır: bilişsel empati (başkasının zihinsel durumunu anlama, perspektif alma) ve duygusal empati (başkasının duygusunu hissetme, ona duygusal olarak kapılma). Bunlara sıklıkla üçüncü bir boyut olan şefkatli ilgi (yardım etme motivasyonu) eklenir. Nörobilimde ayna nöron sistemleri ve empatiyle ilişkili beyin ağları üzerine çalışmalar yürütülmüştür; ancak ayna nöronların insan empatisindeki rolünün hâlâ tartışmalı olduğunu dürüstçe belirtmek gerekir. Gelişimsel olarak empati, bebeklikten itibaren, zihin kuramının gelişimiyle paralel olarak olgunlaşır.
Empati sınırsız bir kaynak değildir; aşırı duygusal empati, özellikle yardım mesleklerinde “empati yorgunluğuna” yol açabilir. Bu nedenle araştırmacılar, tükenmişliğe neden olabilen empatik sıkıntı ile daha sürdürülebilir olan şefkat arasında ayrım yapar.
Günlük hayatta
Bir arkadaşınız kötü bir gün geçirdiğinde onun yerine kendinizi koyabilmek, bir çocuğun gözyaşlarının ardındaki ihtiyacı sezebilmek ya da tartıştığınız kişinin bakış açısını anlamaya çalışmak empatinin gündelik örnekleridir. Empati, yargılamadan önce anlamaya çalışmaktır.
Empatinin her zaman kendiliğinden gelişmediğini, koşullara göre daraldığını da bilmek gerekir. İnsanlar kendilerine benzer gördükleri kişilere daha kolay empati duyar; stres, önyargı ve grup ayrımları ise empatiyi zayıflatabilir. Bu, empatinin bir seçim ve pratik boyutu da olduğunu gösterir: karşımızdakinin hikâyesini dinlemek, farklılıklara merakla yaklaşmak ve peşin yargıları askıya almak empatiyi genişletir. Böyle bakıldığında empati yalnızca bir duygu değil, bilinçli olarak beslenebilen ahlaki bir kapasitedir.
Empatinin bilişsel ve duygusal boyutlarının her zaman birlikte gitmediğini bilmek önemlidir; kimi insan başkalarının duygularını çok iyi okuyup (bilişsel empati) bunu manipülasyon için kullanabilirken, kimi de yoğun biçimde hissedip (duygusal empati) ne yapacağını bilemeyebilir. Sağlıklı ve bütünlüklü empati, anlamayı, hissetmeyi ve yardım etme niyetini bir araya getirir. Empatiyi geliştirmek, ilişkileri derinleştirir, çatışmaları yumuşatır ve toplumsal bağları güçlendirir. Ancak sağlıklı empati, kendi sınırlarınızı korumayı da içerir: başkalarını anlarken kendinizi kaybetmemek, hem onlara hem de kendinize sürdürülebilir biçimde iyi gelmenin yoludur.
Empatinin bilişsel/duygusal ayrımı çağdaş sosyal nörobilime dayanır; ayna nöronların rolü tartışmalıdır. Şefkat-empati ayrımında Tania Singer’in katkıları vardır.