Tik Bozukluğu, kişinin istemsiz, ani, tekrarlayan hareketler (motor tikler) ya da sesler (vokal tikler) çıkarmasıyla tanımlanan bir nörogelişimsel bozukluktur. Göz kırpma, omuz silkme, boğaz temizleme ya da belirli sesler çıkarma gibi tikler, kişinin iradesi dışında ortaya çıkar; bir süre bastırılabilse de bu, giderek artan bir gerginlik yaratır.
Tikler istemli davranışlar gibi görünse de, kişinin denetiminde değildir. Çoğu kişi tikten hemen önce bir “öncül his”, yani bir gerginlik ya da rahatsızlık hisseder; tik gerçekleştiğinde ise geçici bir rahatlama oluşur. Bu yönüyle tikler, bir gerginliği boşaltan istemsiz tepkilere benzer. Tikler stres, yorgunluk ve heyecanla artabilir; kişi bir işe odaklandığında ya da rahatladığında azalabilir.
Nasıl ortaya çıkar?
Tik bozuklukları nörogelişimsel kökenlidir ve beynin hareket kontrolüyle ilgili devrelerindeki, özellikle dopamin sistemiyle bağlantılı farklılıklarla ilişkilendirilir. Güçlü bir genetik bileşeni vardır. Çoğunlukla çocukluk döneminde başlar; birçok çocukta tikler geçicidir ve zamanla azalır. Daha kalıcı ve hem motor hem vokal tiklerin birlikte görüldüğü tabloya Tourette sendromu denir. Tik bozuklukları sıklıkla dikkat eksikliği ve obsesif kompulsif belirtilerle bir arada bulunabilir.
Günlük hayatta
Günlük yaşamda bu; tekrarlayan göz kırpmalar, yüz buruşturma, baş sallama, boğaz temizleme ya da kelime yineleme biçiminde görülebilir. Kişi tiklerini bir süre bastırabilir, ama bu çaba yorucudur ve sonrasında tikler daha yoğun geri dönebilir. Tikler nedeniyle yaşanan utanç ve sosyal kaygı, çoğu zaman tiklerin kendisinden daha zorlayıcıdır.
Çocuğun tiklerine sürekli dikkat çekmek, “yapma” demek ya da bunlarla dalga geçilmesine izin vermek, utancı ve stresi artırarak tikleri kötüleştirebilir. Kabul edici, baskısız bir ortam sunmak ve gerektiğinde uzman desteği almak, çocuğun kendini güvende hissetmesini ve tiklerin daha yönetilebilir olmasını sağlar.
Birçok tik zamanla hafifler; belirtiler yaşamı zorlaştırdığında ise davranışçı yöntemler ve gerektiğinde tıbbi destek yardımcı olabilir. Tikleri “yapma” demenin işe yaramadığını, çünkü bunların istemsiz olduğunu bilmek önemlidir. Bu kavramı anlamak, tikleri bir alışkanlık ya da dikkat çekme çabası olarak yargılamaktan uzaklaşıp, kişiye baskısız ve kabul edici bir ortam sunmayı sağlar.
Modern psikiyatri ve nöroloji sınıflandırmalarına dayanır; Tourette sendromu ilk kez Georges Gilles de la Tourette tarafından tanımlanmıştır.