Ana sayfa/Sözlük/Öz-Gelişim & Kavramlar
Öz-Gelişim & KavramlarPsikoloji sözlüğü

Dayanıklılık (Resilience)

Dayanıklılık (resilience), zorluk, stres, kayıp veya travma karşısında kişinin uyum sağlayarak toparlanabilme, hatta bu deneyimlerden güçlenerek çıkabilme kapasitesidir. Dayanıklılık, hiçbir şeyden etkilenmemek ya da acı duymamak değildir; acıyı yaşarken bile işlevini sürdürebilmek ve zamanla dengeye dönebilmektir.

Bilimsel temeli

Dayanıklılık araştırmaları, zorlu koşullarda büyüyen çocukları uzun yıllar izleyen çalışmalarla gelişti; Emmy Werner’in Kauai adasındaki boylamsal araştırması bu alanın klasiklerindendir. Bugün bilim insanları dayanıklılığı doğuştan gelen sabit bir özellik değil, öğrenilebilen ve zamanla değişebilen bir süreç olarak görür. Destekleyici en az bir ilişki, duygu düzenleme becerileri, öz-yeterlik duygusu, anlam bulma kapasitesi ve esnek düşünme dayanıklılığı besleyen etmenler arasında sayılır.

Nörobiyolojik açıdan dayanıklılık, stres tepkisini yöneten sistemlerin dengeli çalışmasıyla ilişkilidir. Prefrontal korteksin duygusal beyni düzenleyebilmesi, tehdit geçtikten sonra bedenin sakinliğe dönebilmesi bu tabloda önemlidir. Önemli bir bulgu, insanların çoğunun ciddi kayıplardan sonra kalıcı biçimde çökmek yerine zamanla toparlanma eğiliminde olduğudur.

Günlük hayatta

Dayanıklılık, iş kaybı sonrası yeni bir yön arayan, ağır bir hastalıkla baş ederken günlük rutinine tutunan ya da bir ilişkinin bitişinden sonra kendini yeniden toparlayan insanlarda görülür. Bu kişiler sorunları görmezden gelmez; onları adlandırır, destek ister, kontrol edebildikleri şeylere odaklanır ve yaşananlara bir anlam çerçevesi kurmaya çalışır.

Yaygın bir yanlış anlama, dayanıklı insanların zorluklardan hiç etkilenmediğini sanmaktır. Oysa araştırmalar tersini gösterir: dayanıklılık, acıyı yok saymak değil, onunla birlikte var olabilmektir. Dayanıklı kişiler de korkar, üzülür ve zorlanır; farkları, bu duygulara boğulmadan onların içinden geçebilmeleridir. Ayrıca dayanıklılık bağlama göre değişir; bir alanda güçlü biri, başka bir zorluk karşısında desteğe ihtiyaç duyabilir. Bu yüzden dayanıklılık, tek başına taşınan bir kahramanlık değil, çoğu zaman ilişkiler ve destek ağlarıyla beslenen bir kapasitedir.

Dayanıklılığı doğuştan gelen sabit bir kişilik özelliği sanmak yaygın bir yanılgıdır; oysa araştırmalar onun, doğru koşullar ve pratiklerle zaman içinde beslenip güçlendirilebilen dinamik bir kapasite olduğunu gösterir. İyi haber şudur: dayanıklılık geliştirilebilir. Sağlam ilişkiler kurmak, duyguları tanıyıp isimlendirmek, gerçekçi hedefler belirlemek, öz-şefkat göstermek ve bedeni uyku, hareket ve dinlenmeyle desteklemek bu kapasiteyi güçlendirir. Dayanıklılığı anlamak, kendinizi kırılganlığınız için yargılamadan, zorlukların içinden geçebilecek kaynaklara sahip olduğunuzu hatırlamanıza yardımcı olur.

Bilimsel kaynak

Dayanıklılık araştırmalarının temelinde Emmy Werner’in boylamsal çalışmaları ve alanı süreç olarak ele alan çağdaş psikoloji literatürü yer alır; tek bir kurucusu yoktur.

Önemli

Bu tanım bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi/psikolojik tanı yerine geçmez. Tüm sözlüğe dön ↗