Öz-yeterlik, kişinin belirli bir görevi başarıyla yerine getirebileceğine ya da belirli bir durumla başa çıkabileceğine dair kendine olan inancıdır. Genel bir özgüvenden farklı olarak öz-yeterlik, alana ve göreve özgüdür: bir insan matematikte yüksek, topluluk önünde konuşmada düşük öz-yeterliğe sahip olabilir.
Bilimsel temeli
Kavramı psikolog Albert Bandura, Sosyal Bilişsel Kuram çerçevesinde geliştirdi. Bandura’ya göre öz-yeterlik inançları dört temel kaynaktan beslenir: geçmiş başarı deneyimleri (en güçlü kaynak), başkalarını gözlemleyerek öğrenme (model alma), sözel ikna ve teşvik, ve bedensel-duygusal durumların yorumlanması. Yüksek öz-yeterlik, insanların daha zor hedefler seçmesine, daha çok çaba göstermesine ve zorluklar karşısında daha sebatlı olmasına yol açar.
Öz-yeterlik, davranışı doğrudan etkilediği için ruh sağlığı açısından da önemlidir. Düşük öz-yeterlik, kişinin zorlukları tehdit gibi algılamasına, kaçınmaya ve çaresizlik hissine yol açabilir. Yüksek öz-yeterlik ise stresle baş etmeyi ve dayanıklılığı destekler. Önemli bir nokta, öz-yeterliğin gerçekçi olması gerektiğidir; abartılı inanç, hazırlıksızlığa yol açabilir.
Günlük hayatta
Daha önce benzer bir sınavı geçmiş bir öğrenci yeni sınava daha güvenli yaklaşır; yeni bir işe alışan biri küçük başarılar biriktirdikçe “bunu yapabilirim” duygusunu güçlendirir. Öz-yeterlik, başlamayı ve zorlandığında devam etmeyi kolaylaştırır.
Öz-yeterlik ile gerçek yetkinlik arasındaki ilişkinin çift yönlü olduğunu belirtmek gerekir. İnandığınız için denersiniz, denedikçe gelişir ve geliştikçe inancınız güçlenir; bu olumlu bir döngüdür. Tersine, düşük öz-yeterlik kaçınmaya yol açar, kaçındıkça deneyim birikmez ve inanç daha da zayıflar. Bu döngüyü kırmanın yolu, başarısızlık riskini yönetilebilir kılan küçük ve kademeli adımlardır. Kendi ilerlemenizi somut kanıtlarla izlemek, “yapamam” inancının değişebilir bir algı olduğunu görmenizi sağlar.
Öz-yeterliğin alana özgü olduğunu unutmamak gerekir; bir kişi bir konuda güçlü, başka bir konuda zayıf öz-yeterliğe sahip olabilir. Bu, düşük öz-yeterliği genel bir “yetersizlik” gibi görmenin çoğu zaman yanıltıcı olduğunu gösterir. Belirli bir alanda inanç zayıfsa, orada küçük başarı deneyimleri biriktirmek en doğrudan çözümdür. Öz-yeterliği geliştirmenin en etkili yolu, ulaşılabilir küçük hedeflerle başarı deneyimleri biriktirmektir. Kendinize gösterdiğiniz teşvik, ilham veren örnekler ve kaygıyı yönetme becerileri de bu inancı besler. Öz-yeterliği tanımak, “yeteneğim yok” inancının çoğu zaman değişebilir bir algı olduğunu görmenize yardımcı olur.
Öz-yeterlik kavramı Albert Bandura’nın Sosyal Bilişsel Kuramı’na dayanır.