Özgüven, kişinin kendi yeteneklerine, yargılarına ve belirli durumlarla baş edebilme kapasitesine duyduğu inançtır. Özgüvenli bir insan, zorluklar karşısında “bunu deneyebilirim, üstesinden gelebilirim” diyebilen kişidir. Özgüven, kişinin ne yapabileceğine dair bir güven duygusudur ve genellikle deneyim ve başarıyla beslenir.
Özgüveni öz-saygıdan ayırt etmek yararlıdır. Öz-saygı, kişinin kendi değerine dair genel duygusuyken; özgüven daha çok belirli alanlarda yetkinlik hissiyle ilgilidir. Bir kişi bir alanda (örneğin işinde) yüksek özgüvene sahipken, başka bir alanda (örneğin sosyal ortamlarda) daha düşük özgüven hissedebilir. Bu yönüyle özgüven, sabit bir kişilik özelliği değil, alandan alana değişebilen ve geliştirilebilen bir kapasitedir.
Bilimsel temeli
Psikolojide özgüven, öz-yeterlik kavramıyla yakından ilişkilidir; yani belirli bir görevi başarabileceğine dair inançla. Araştırmalar, özgüvenin en güçlü kaynağının gerçek başarı deneyimleri olduğunu göstermektedir. Küçük başarılar biriktikçe, kişinin kendine güveni sağlamlaşır. Ayrıca başkalarının cesaretlendirmesi, örnek alınacak modeller ve olumlu iç konuşma da özgüveni destekler. Sürekli sosyal karşılaştırma ve sert öz-eleştiri ise özgüveni zayıflatabilir.
Günlük hayatta
Yeni bir işe başvurmaya cesaret etmek, bir topluluk önünde konuşabilmek, fikrinizi çekinmeden dile getirmek ya da zorlu bir görevi “deneyeyim” diyerek üstlenmek özgüvenin yansımalarıdır. Özgüven eksikliği ise fırsatlardan kaçınmaya ve kendini geri çekmeye yol açabilir.
Nasıl geliştirilir?
Özgüven, doğuştan gelen sabit bir özellik değil, deneyimle inşa edilen bir kapasitedir. En güçlü kaynağı, kişinin bizzat yaşadığı başarı deneyimleridir; küçük ama gerçek başarılar biriktikçe “yapabilirim” inancı sağlamlaşır. Bu yüzden özgüven kazanmanın yolu, kendini büyük hedeflerle korkutmak değil, ulaşılabilir adımlarla ilerlemekten geçer. Başkalarının cesaretlendirmesi, örnek alınacak modeller ve destekleyici bir iç ses de bu süreci besler. Öte yandan sürekli sosyal karşılaştırma ve sert öz-eleştiri özgüveni aşındırır. Özgüveni anlamak, onu “ya var ya yok” bir şey olarak değil, sabırla ve pratikle geliştirilebilen bir beceri olarak görmenizi sağlar.
Özgüveni anlamak, onun doğuştan gelen sabit bir özellik değil, adım adım inşa edilebilen bir beceri olduğunu görmenizi sağlar. Küçük hedefler koyup başarılar biriktirmek, hatalara şefkatle yaklaşmak ve kendi ilerlemenize odaklanmak, sağlam ve gerçekçi bir özgüven geliştirmenin yollarıdır.
Özgüvenin başarı deneyimleriyle beslenmesi, Albert Bandura’nın öz-yeterlik kuramına dayanır; özgüven ve öz-saygı ayrımı psikoloji literatüründe yaygın olarak kabul edilir.