Ana sayfa/Sözlük/Travma & Stres
Travma & StresPsikoloji sözlüğü

Disosiyasyon (Ayrışma)

Disosiyasyon (ayrışma), normalde bütünleşik olan bilinç, hafıza, kimlik, duygu ve algı süreçlerinin birbirinden kopması ya da kendinden ve çevreden uzaklaşma hissiyle yaşanan bir zihinsel savunma durumudur. Hafif ve gündelik biçimlerinden, ağır ve klinik biçimlerine kadar geniş bir yelpazede görülür.

Disosiyasyon, çoğu zaman dayanılmaz bir deneyim karşısında zihnin devreye soktuğu bir koruma mekanizmasıdır. Acı ya da tehdit çok yoğun olduğunda, zihin âdeta “bağlantıyı keserek” kişiyi o deneyimden uzaklaştırır. Bu, o an için hayatta kalmaya yarayan bir çözümdür.

Nasıl ortaya çıkar?

Disosiyasyon farklı biçimlerde görülür: depersonalizasyon (kendine yabancılaşma, bedeninden kopmuş gibi hissetme), derealizasyon (çevrenin gerçek dışı, rüya gibi görünmesi), duygusal uyuşma ya da olayları hatırlayamama. Travma anında beynin donma tepkisiyle yakından ilişkilidir. Süregelen ve erken travma, disosiyasyonu bir baş etme örüntüsü hâline getirebilir; en uç biçimi disosiyatif kimlik bozukluğudur.

Günlük hayatta

Hafif disosiyasyon herkeste görülebilir: uzun yolda “otomatiğe bağlanmak”, bir kitaba dalıp zamanı unutmak gibi. Travmatik disosiyasyonda ise kişi stres anında kendini bedeninden kopmuş, olayları perde arkasından izliyormuş gibi hissedebilir, zaman kayıpları yaşayabilir ya da yoğun duygular karşısında “boşalıp” uzaklaşabilir. Bu, iletişimi ve günlük işlevselliği zorlaştırabilir.

Disosiyasyonu anlamada yardımcı olan bir çerçeve, onu bir yelpaze olarak görmektir. Yelpazenin bir ucunda herkesin yaşadığı gündelik, hafif biçimler (dalıp gitmek, uzun yolda otomatiğe bağlanmak) yer alır; diğer ucunda ise kimlik ve bellekte ciddi kopukluklarla giden klinik biçimler bulunur. Bu süreklilik, disosiyasyonun tek başına hastalık demek olmadığını gösterir; belirleyici olan sıklığı, şiddeti ve yaşamı bozma düzeyidir. Disosiyasyonun bir başka önemli özelliği, iradi olmamasıdır: kişi kopmayı seçmez, sinir sistemi dayanılmaz bulduğu bir yük karşısında bunu otomatik olarak yapar. Bu yüzden ona şefkatle, koruyucu bir strateji olarak yaklaşmak yerinde olur.

Disosiyasyonla baş etmede, güvenlik duygusunu kurmak ve şimdiki ana dönmek (topraklanma) merkezîdir. Terapi, kişinin dayanılmaz bulduğu için ayırdığı deneyimleri güvenli bir tempoda yeniden bütünleştirmesine yardımcı olur. Disosiyasyonu bir tuhaflık değil, zihnin koruyucu bir stratejisi olarak anlamak, kişinin kendine şefkatle yaklaşmasını kolaylaştırır.

Bilimsel kaynak

Disosiyasyon kavramının kökeni Pierre Janet'ye uzanır; travmayla ilişkisi ve bedensel boyutu, Bessel van der Kolk ve disosiyasyon araştırma geleneğinde ele alınır. DSM disosiyatif bozuklukları tanımlar.

Önemli

Bu tanım bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi/psikolojik tanı yerine geçmez. Tüm sözlüğe dön ↗