Etiketleme, kişinin belirli bir davranışa ya da olaya dayanarak kendisine veya başkalarına genel, katı ve çoğunlukla olumsuz bir kimlik yaftası yapıştırdığı bilişsel çarpıtmadır. Etiketlemede "bir hata yaptım" yerine "ben bir başarısızım", "kötü davrandı" yerine "o bir aptal" gibi bütünsel yargılar kullanılır.
Kavram, bilişsel terapinin kurucusu Aaron Beck'in tanımladığı düşünce hataları arasında yer alır ve aşırı genellemenin en uç biçimlerinden biri olarak kabul edilir. Etiketleme, bir kişinin ya da durumun çok yönlülüğünü tek bir sözcüğe indirger; böylece davranış ile kimlik arasındaki ayrımı ortadan kaldırır.
Günlük hayatta
Yemeği yakan birinin "ben tam bir beceriksizim" demesi, bir sınavda düşük not alan öğrencinin kendini "aptal" olarak tanımlaması, etiketlemenin tipik örnekleridir. Başkalarına yönelik etiketleme ise "o zaten yalancının teki" gibi yargılarda görülür. Bu yaftalar, kişiyi ya da olayı sabit ve değişmez gösterdiği için hem esnekliği hem de gelişim umudunu azaltır.
Öz-değerle ilişkisi
Kendine yönelik olumsuz etiketler, öz-saygıyı doğrudan aşındırır. "Başarısızım", "sevilmezim", "yetersizim" gibi etiketler tekrarlandıkça birer inanca dönüşür ve kişinin kendisiyle ilgili algısını çarpıtır. Bu tür etiketler depresyon ve düşük öz-değerle yakından ilişkilidir; çünkü tek bir davranışı kalıcı bir kimliğe dönüştürürler.
Etiketlemeyle baş etmenin yolu, davranış ile kişiyi ayırmaktır. "Bir hata yaptım" demek, "ben bir hatayım" demekten çok farklıdır. Kendimizi ve başkalarını sabit yaftalar yerine değişebilen, çok yönlü varlıklar olarak görmek, hem öz-şefkati hem de ilişkilerdeki hoşgörüyü besler. Etiketleri sorgulamak, kendine daha adil bir bakışın kapısını aralar.
Etiketlemenin dilbilgisel yapısını fark etmek, ondan kurtulmanın pratik bir yoludur: "Ben bir başarısızım" gibi "ben + isim" kalıbı, davranışı kalıcı bir kimliğe dönüştürür. Bunun yerine "bu işte başarısız oldum ama başka birçok şeyde iyiyim" gibi davranış odaklı bir dile geçmek, yaftanın gücünü kırar. Kendimizi ve başkalarını tek bir sözcüğe indirgemek yerine çok yönlü, değişebilen varlıklar olarak görmek; hem öz-değeri korur hem de gelişim ve değişim için gereken esnekliği canlı tutar.
Kavram, Aaron Beck'in bilişsel terapi geleneğine dayanır.