Mindfulness (Bilinçli Farkındalık), dikkati bilinçli biçimde şimdiki ana yöneltmek ve o anda olup bitene, yargılamadan ve kabul ederek eşlik etmektir. Zihnimiz sürekli geçmişe ve geleceğe savrulurken, mindfulness bizi tekrar bu ana, yani gerçekten yaşadığımız tek zaman dilimine çağırır.
Bilinçli farkındalığın özü, deneyimi değiştirmeye ya da bastırmaya çalışmadan, olduğu gibi gözlemlemektir. Bir düşünce, duygu ya da bedensel duyum belirdiğinde, ona kapılmak ya da onunla savaşmak yerine, onu bir gözlemci gibi fark eder ve nazikçe kabul ederiz. Bu, kayıtsızlık değil; tam tersine, deneyimle açık ve ilgili bir temas kurmaktır.
Bilimsel temeli
Mindfulness’ın kökleri binlerce yıllık Budist meditasyon geleneğine dayansa da, modern psikolojiye Jon Kabat-Zinn’in geliştirdiği “Mindfulness Temelli Stres Azaltma” programıyla, dinî çerçeveden arındırılmış biçimde girmiştir. Bugün pek çok bilimsel çalışma, düzenli mindfulness uygulamasının stres, kaygı ve depresif belirtileri azalttığını, dikkat ve duygu düzenlemeyi geliştirdiğini göstermektedir. Beyin görüntüleme çalışmaları, düzenli uygulamanın dikkat ve duygu düzenlemeyle ilişkili bölgelerde değişimlerle bağlantılı olabileceğine işaret eder; bu, nöroplastisitenin bir yansımasıdır.
Günlük hayatta
Mindfulness yalnızca meditasyon minderinde değil, günlük yaşamın her anında uygulanabilir: Bir bardak çayı gerçekten tadını alarak içmek, yürürken ayakların yere değişini fark etmek ya da güçlü bir duygu belirdiğinde tepki vermeden önce bir nefes almak. Bu küçük duraklamalar, otomatik pilottan çıkıp bilinçli seçimler yapma alanı açar.
Düzenli mindfulness uygulaması, zamanla düşünce ve duygularımızla aramıza sağlıklı bir mesafe koymayı öğretir. Her düşüncenin peşinden koşmak zorunda olmadığımızı fark ettikçe, hem zor duygulara daha az kapılırız hem de yaşamın sıradan anlarında beklenmedik bir dinginlik ve tatmin buluruz.
Mindfulness’ın bir “rahatlama tekniği” olmadığını belirtmek gerekir; amaç zorla sakinleşmek değil, deneyime olduğu gibi eşlik etmektir. Rahatlama çoğu zaman bunun bir yan ürünü olarak gelir. Bu ayrım önemlidir, çünkü “sakinleşememek” üzerinden kendini yargılamak, uygulamanın özüyle çelişir.
Bilinçli farkındalığı geliştirmek, düşünce ve duygularımızla aramıza sağlıklı bir mesafe koymamızı sağlar. Kişi, her düşüncenin peşinden gitmek zorunda olmadığını fark ettikçe, hem zor duygulara daha az kapılır hem de yaşamın sıradan anlarında daha fazla dinginlik ve tatmin bulur. Bu, öz-farkındalık ve iç huzurun temel bir aracıdır.
Budist meditasyon geleneğinden köken alır; modern seküler biçimi Jon Kabat-Zinn tarafından geliştirilmiştir.