Ruminasyon (geviş getirme), kişinin olumsuz düşüncelerini, sıkıntılarını ya da geçmiş olayları çözüme ulaşmadan, tekrar tekrar ve döngüsel biçimde zihninde evirip çevirmesidir. Terim, ineklerin yiyeceği tekrar tekrar çiğnemesine gönderme yapar; ruminasyonda da zihin aynı acı verici içeriği durmadan “çiğner” ama sindiremez.
Bilimsel temeli
Ruminasyon kavramının en önemli araştırmacısı psikolog Susan Nolen-Hoeksema’dır. Onun “tepki stilleri kuramına” göre, sıkıntıya ruminasyonla tepki vermek (nedenlerini ve sonuçlarını tekrar tekrar sorgulamak) depresyonu başlatabilir, şiddetlendirebilir ve uzatabilir. Ruminasyon, sorun çözmeye benzese de aslında ondan farklıdır: kişi çözüm üretmez, yalnızca olumsuz duygu ve düşünce içinde döner. Nolen-Hoeksema’nın çalışmaları, kadınların ortalama olarak erkeklerden daha fazla ruminasyon eğilimi gösterdiğini ve bunun depresyon oranlarındaki cinsiyet farkını kısmen açıklayabileceğini öne sürmüştür.
Ruminasyon yalnızca depresyonla değil, kaygıyla da ilişkilidir; geleceğe yönelik döngüsel endişe (worry) ile geçmişe yönelik ruminasyon, olumsuz tekrarlayıcı düşüncenin iki yüzü olarak görülür. Her ikisi de dikkati dışa değil içe, üstelik olumsuz içeriğe kilitler.
Günlük hayatta
Gece yatakta, gündüz yaşanan bir tartışmayı defalarca kafada tekrar etmek; “neden hep bana oluyor?” sorusunu saatlerce sormak; ya da küçük bir hatayı sürekli zihinde büyütmek ruminasyonun tipik örnekleridir. Bu döngü rahatlama sağlamaz, tersine ruh hâlini kötüleştirir.
Ruminasyon ile sağlıklı düşünmeyi ayırmak faydalıdır. Bir sorunu somut biçimde ele alıp “ne yapabilirim?” diye çözüm aramak yapıcıdır; oysa ruminasyon “neden ben, neden hep böyle?” gibi soyut ve döngüsel sorularla dönüp durur ve çıkışı olmayan bir tünele benzer. Araştırmalar, dikkati bilinçli olarak dışa yöneltmenin, örneğin bedeni harekete geçiren bir etkinliğe ya da başka bir kişiyle anlamlı bir etkileşime dönmenin, ruminasyon döngüsünü kesmede etkili olabildiğini gösterir. Zihni zorla susturmak yerine ona yeni bir yön vermek çoğu zaman daha kolaydır.
Ruminasyonun sinsi yanı, kendini sorun çözme kılığına sokmasıdır; kişi düşündükçe bir çözüme yaklaştığını sanır, oysa çoğu zaman yalnızca acıyı yeniden ve yeniden yaşar. Bu ayrımın farkına varmak, “bu düşünme beni bir adım ileri götürüyor mu, yoksa aynı yerde mi döndürüyor?” diye sormayı mümkün kılar. Ruminasyonu fark etmek, ondan çıkmanın ilk adımıdır. Dikkati bilinçli olarak eyleme ya da şimdiki ana yönlendirmek, düşünceyi somut bir soruna dönüştürüp çözüm aramak ve öz-şefkatle yaklaşmak döngüyü kırmaya yardımcı olur. Zihninizin bu alışkanlığını anlamak, ona kapılmadan gözlemleyebilme özgürlüğü kazandırır.
Ruminasyonun tepki stilleri kuramı psikolog Susan Nolen-Hoeksema’nın çalışmalarına dayanır.