Suçluluk, kişinin bir değerine, ilkesine ya da başkasına verdiği zarar nedeniyle belirli bir davranışından ötürü duyduğu pişmanlık ve rahatsızlık duygusudur. Suçluluk, benliğin bütününe değil, yapılan (ya da yapılmayan) belirli bir eyleme odaklanır: “ben kötüyüm” değil, “yaptığım şey yanlıştı” hissidir.
Bilimsel temeli
Suçluluk, öz-bilinçli ahlaki duygular arasında sayılır ve genellikle utançla karşılaştırılarak incelenir. June Price Tangney’in araştırmaları, suçluluğun davranış odaklı olması nedeniyle çoğu zaman daha uyumlu bir duygu olduğunu gösterir: suçluluk, onarma, özür dileme, telafi etme ve davranışı düzeltme motivasyonunu tetikler. Bu yönüyle suçluluk, empati ve sorumluluk duygusuyla yakından ilişkilidir; başkalarının acısını önemsememizi ve ilişkileri onarmamızı sağlar.
Ancak suçluluğun sağlıklı olmayan biçimleri de vardır. Orantısız, kronik ya da kişinin gerçekte sorumlu olmadığı şeylerden ötürü hissedilen suçluluk (örneğin başkalarının duygularından kendini sorumlu tutmak) kaygı ve depresyonla ilişkilenebilir. Özellikle çocuklukta aşırı sorumluluk yüklenen ya da koşullu sevgi deneyimleyen kişilerde bu eğilim güçlenebilir.
Günlük hayatta
Bir arkadaşınızı kırdıktan sonra özür dileme isteği, sözünüzü tutmadığınız için rahatsızlık duymak ya da bir sorumluluğu ihmal ettiğinizde bunu telafi etme çabası sağlıklı suçluluğun örnekleridir. Buna karşılık, kendinize ait olmayan bir sorundan sürekli kendinizi sorumlu tutmak ise işlevsiz suçluluğa işaret eder.
Suçluluğun sağlıklı ve işlevsiz biçimlerini ayırt etmek, onunla kurulan ilişkiyi belirler. Değerlerinize gerçekten aykırı davrandığınızda hissedilen suçluluk yapıcıdır; onarır ve büyütür. Oysa başkalarının duygularından, kontrolünüz dışındaki olaylardan ya da yalnızca “hayır” demiş olmaktan ötürü duyulan suçluluk çoğu zaman haksızdır ve gereksiz bir yük taşır. Bu ayrımı yapabilmek, “bu suçluluk bana gerçek bir sorumluluğu mu gösteriyor, yoksa aşırı bir yük mü?” diye sormayı ve kendinize adil davranmayı mümkün kılar.
Suçluluğun sağlıklı biçiminin, empati ve sorumlulukla el ele gittiğini görmek değerlidir; başkalarının acısını önemsediğimiz için hatalarımızdan rahatsızlık duyar ve ilişkilerimizi onarmaya yöneliriz. Bu yönüyle suçluluk, vicdanın ve toplumsal bağların doğal bir bekçisidir; sorun, yalnızca orantısız ve haksız biçimde taşındığında ortaya çıkar. Suçluluğu anlamak, onu bir pusula olarak kullanmayı öğretir: gerçekten değerlerinize aykırı davrandıysanız suçluluk sizi onarmaya yönlendirir. Ancak abartılı ya da haksız suçluluğu tanıyıp sorgulamak, kendinize gereğinden fazla yük bindirmeden, adil ve dengeli bir öz-değerlendirme kurmanıza yardımcı olur.
Suçluluk-utanç ayrımı ve suçluluğun onarıcı işlevi büyük ölçüde June Price Tangney’in araştırmalarına dayanır.