Falcılık (Geleceği Okuma), geleceğin nasıl sonuçlanacağını, çoğunlukla olumsuz yönde, kesin olarak bildiğimizi varsayma eğilimindeki bilişsel çarpıtmadır. Falcılık yapan kişi, henüz gerçekleşmemiş bir olayın kötü biteceğine önceden karar verir ve bu tahmini kanıtlanmış bir gerçek gibi yaşar.
Kavram, bilişsel terapinin kurucusu Aaron Beck'in tanımladığı "sonuca atlama" çarpıtmalarının bir alt türüdür. Zihin okuma başkalarının şu ankini varsayarken, falcılık geleceğe dair kesin olumsuz kehanetlerde bulunur. İkisi de belirsizliği, katlanılmaz bulduğu için sahte bir kesinlikle doldurma çabasıdır.
Günlük hayatta
Bir sınava girmeden "nasılsa kalacağım" demek, yeni bir işe başlamadan "kesin başaramayacağım" diye düşünmek ya da bir davete gitmeden "sıkıcı geçecek, kimse benimle konuşmayacak" diye karar vermek falcılığa örnektir. Bu tahminler çoğu zaman kişiyi denemekten alıkoyar; böylece olumsuz kehanet, kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebilir.
Kaygıyla ilişkisi
Falcılık, kaygı bozukluklarının tipik bir bileşenidir. Zihin, geleceği kontrol edilemez ve tehditkâr bulduğunda, olası en kötü sonucu önceden "bilerek" güya hazırlıklı olmaya çalışır. Ancak bu, kaygıyı azaltmak yerine sürekli tetikte kalmaya ve kaçınma davranışına yol açar. Beklenti anksiyetesi büyük ölçüde bu çarpıtmayla beslenir.
Falcılıkla baş etmenin yolu, geleceğin bilinmez olduğunu kabul etmek ve tahminleri gerçeklerden ayırmaktır. "Bunu gerçekten biliyor muyum, yoksa tahmin mi ediyorum?" diye sormak ve geçmişteki olumsuz tahminlerin ne sıklıkla doğru çıktığını gözden geçirmek yardımcı olur. Belirsizliğe tahammülü artırmak, kaygıyla daha esnek bir ilişki kurmanın ve hayatı denemeye açık kalmanın anahtarıdır.
Falcılık çarpıtmasının en görünür etkisi, kişiyi denemeden vazgeçirmesidir; "nasılsa olmayacak" düşüncesi, bir fırsatı hiç denemeden kapatır ve böylece olumsuz tahmin kendini doğrular. Bu döngüyü kırmanın yolu, tahminleri birer hipotez gibi ele alıp gerçeklikte sınamaktır. Geçmişteki kaygılı tahminlerin ne sıklıkla gerçekleştiğini dürüstçe gözden geçirmek çoğu zaman şaşırtıcıdır: zihnin öngördüğü felaketlerin büyük bölümü hiç yaşanmaz. Belirsizliğe tahammülü artırmak, hayata daha açık ve daha az korkuyla yaklaşmanın anahtarıdır.
Kavram, Aaron Beck'in bilişsel terapi geleneğine dayanır.