Ana sayfa/Sözlük/Bilişsel Çarpıtmalar & Önyargılar
Bilişsel Çarpıtmalar & ÖnyargılarPsikoloji sözlüğü

Zihin Okuma

Zihin Okuma, yeterli kanıt olmadan başkalarının ne düşündüğünü, özellikle de bizim hakkımızda olumsuz şeyler düşündüğünü bildiğimizi varsayma eğilimindeki bilişsel çarpıtmadır. Zihin okuyan kişi, karşısındakinin niyet ve yargılarını bir tahmin olarak değil, kesin bir gerçek olarak ele alır.

Kavram, bilişsel terapinin kurucusu Aaron Beck'in tanımladığı düşünce hataları arasında yer alır ve "sonuca atlama" adı verilen daha geniş bir çarpıtma ailesinin bir alt türü olarak kabul edilir. Zihin okumada kişi, gözlemlenebilir davranış yerine kendi kaygılı varsayımlarına dayanarak başkalarının iç dünyasını doldurur.

Günlük hayatta

Toplantıda fikrini söyleyen birinin, iki kişinin fısıldaştığını görüp "kesin beni aptal buldular" diye düşünmesi tipik bir örnektir. Bir arkadaşının kısa yanıt vermesini "bana kızgın olmalı" diye yorumlamak ya da partnerinin dalgın hâlini "artık beni sevmiyor" olarak okumak da zihin okumadır. Oysa fısıldaşan kişilerin başka bir şey konuşuyor, kısa yanıt verenin yorgun olması çok daha olasıdır.

Sosyal kaygıyla ilişkisi

Zihin okuma, özellikle sosyal anksiyetenin merkezinde yer alır. Sürekli olarak başkalarının kendisini olumsuz değerlendirdiğini varsayan kişi, ortamlardan kaçınabilir ya da kendini sürekli izleyip gerginleşebilir. Bu varsayımlar test edilmediği için, çoğu zaman kendini besleyen bir kaygı döngüsü yaratır.

Bu çarpıtmayla baş etmenin yolu, varsayımlarımızı gerçeklerden ayırmaktır. "Bunu gerçekten biliyor muyum, yoksa tahmin mi ediyorum?" ve "başka hangi açıklamalar mümkün?" diye sormak, zihin okumanın gücünü kırar. Bazen doğrudan sorup kontrol etmek, zihnimizin ürettiği senaryodan çok daha rahatlatıcı bir gerçekle karşılaşmamızı sağlar.

Zihin okumanın altında çoğu zaman kendi korkularımız yatar; karşımızdakinin bizi olumsuz değerlendirdiğini "bildiğimizi" sandığımızda, aslında kendi kaygımızı ona yansıtıyor oluruz. Bu yüzden bu çarpıtmayla çalışmak, hem varsayımları test etmeyi hem de kendi iç dünyamızı tanımayı içerir. Çoğu zaman doğrudan sormak, örneğin "az önce sessizleştin, bir şey mi oldu?" demek, zihnin ürettiği korkutucu senaryodan çok daha yumuşak bir gerçekle karşılaşmamızı sağlar. Varsayımı gerçekle değiştirmek, hem kaygıyı azaltır hem ilişkileri güçlendirir.

Bilimsel kaynak

Kavram, Aaron Beck'in bilişsel terapi geleneğine dayanır.

Önemli

Bu tanım bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi/psikolojik tanı yerine geçmez. Tüm sözlüğe dön ↗