Erteleme, yapılması gerekeni bilmemize ve niyet etmemize rağmen onu gereksiz yere geciktirmemizdir. Uzun süre bir irade ya da zaman yönetimi eksikliği sanıldı; oysa araştırmalar ertelemenin temelde bir duygu düzenleme meselesi olduğunu gösteriyor. Bir görev sıkıntı, kaygı, can sıkıntısı ya da başarısızlık korkusu uyandırdığında, onu ertelemek bu olumsuz duygudan anlık bir kaçış sağlar — ve bu rahatlama, erteleme alışkanlığını pekiştirir.
Neden erteleriz?
Ertelemenin altında farklı kaynaklar olabilir: mükemmeliyetçilik (“mükemmel yapamayacaksam hiç başlamayayım”), başarısızlık ya da değerlendirilme korkusu, görevin belirsiz ve büyük görünmesi, ya da DEHB gibi dikkat ve dürtü düzenlemeyle ilgili nörogelişimsel farklılıklar. Ortak nokta, bugünkü “ben”in rahatlaması için gelecekteki “ben”e fatura kesilmesidir.
İradeyle değil, sistemle çözülür
“Kendini toparla” demek işe yaramaz, çünkü sorun irade değildir. İşe yarayan, ortamı ve görevi yeniden tasarlamaktır: görevi çok küçük bir ilk adıma bölmek (“sadece 2 dakika”), dikkat dağıtıcıları fiziksel olarak uzaklaştırmak, “ne zaman ve nerede yapacağım” planı kurmak (uygulama niyeti) ve hesap verebileceğin bir yapı oluşturmak. Küçük ve tutarlı adımlar, büyük ve dönemsel hamlelerden çok daha etkilidir.
Öz-şefkat, öz-eleştiriden güçlüdür
Ertelediği için kendini yeren kişi, paradoksal biçimde daha çok erteler; çünkü öz-eleştiri, göreve eşlik eden olumsuz duyguyu artırır. Araştırmalar, kendine şefkat gösteren kişilerin ertelemeyi daha kolay aştığını gösteriyor. Kendine bir arkadaşına davranır gibi davranmak, bir zayıflık değil, işe yarayan bir stratejidir.
Ne zaman destek almalı?
Erteleme yıllardır süren, işini/okulunu belirgin biçimde zorlayan bir örüntüyse ve yanında dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve dürtüsellik de varsa, bir uzmandan DEHB dahil değerlendirme istemek netlik kazandırır.
Bu rehber, erteleme ve öz-düzenleme araştırmalarına (duygu düzenleme temelli erteleme modeli, uygulama niyetleri, öz-şefkat çalışmaları) dayanır. Bilgilendirme amaçlıdır.